Avrupa'da da Kadına Yönelik Şiddet Artıyor

    Avrupa ülkelerinde toplam 42 bin kadınla görüşülerek gerçekleştirilen bir araştırmaya değinen Öğr. Gör. Mehmet Başcıllar, "Her 3 kadından 1'inin yaşamları boyunca en az bir defa fiziksel veya cinsel şiddete, her 10 kadından 1'inin ise cinsel şiddete maruz kaldığı ortaya konuyor" dedi. 

    Avrupa'da da Kadına Yönelik Şiddet Artıyor
    04 Ağustos 2020 - 09:48 - Güncelleme: 04 Ağustos 2020 - 14:46

    Geçtiğimiz günlerde başlayan ve sosyal medyada büyüyen kampanyada kadınlar başta şiddet olmak üzere sosyal yaşamda karşılaştıkları birçok soruna dikkat çekiyor. Kadınlar, sosyal medya hesaplarından paylaştıkları siyah-beyaz fotoğraflarına bir başka arkadaşlarını etiketleyerek dijital güç birliği sergiliyor. Bunun yanında birçok ünlü kadın isim de bu kampanyaya destek veriyor. 

    ARAŞTIRMA HAKKINDA 

    Türkiye'de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Hacettepe Üniversitesi iş birliğinde 78 ilde 7 bin 462 kadınla görüşülerek gerçekleştirilen araştırma hakkında konuşan Öğr. Gör. Mehmet Başcıllar, "Yaklaşık her 5 kadından 2'sinin yaşantılarının belirli bir döneminde fiziksel şiddete, yaklaşık her 2 kadından 1'inin duygusal şiddete, her 20 kadından 1'inin cinsel şiddete ve her 10 kadından 3'ünün ekonomik şiddete maruz kaldığı görülüyor. Öte yandan şiddete maruz kaldığını açıkça dile getirmemiş veya getirememiş kadınlar birlikte düşünüldüğünde şiddete maruz kalan kadınların oranının bilimsel araştırma sonuçlarının çok daha üzerinde olduğu sonucuna ulaşabiliriz" dedi. 

    AVRUPA'DA KADINA ŞİDDET 

    Avrupa ülkelerinde toplam 42 bin kadınla görüşülerek gerçekleştirilen araştırmaya da değinen Başcıllar, "Her 3 kadından 1'inin yaşamları boyunca en az bir defa fiziksel veya cinsel şiddete, her 10 kadından 1'inin ise cinsel şiddete maruz kaldığı ortaya konuyor" ifadelerini kullandı.  İstanbul Gelişim Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Görevlisi Mehmet Başcıllar yaptığı açıklamada, "Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, aile, eğitim, iş yaşamı dâhil olmak üzere kadının tüm yaşantısını çok boyutlu bir biçimde derinden etkiliyor. Şiddeti önlemeye yönelik Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası düzenlemeleri tartışmaya açmak yerine bu mevzuatı etkin bir şekilde uygulamanın çarelerini aramalıyız. İşte tam da bu noktada sosyal hizmet uzmanlarının istihdam edilmesi yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesine büyük katkılar sağlayacaktır" diye konuştu.

    Başcıllar şöyle devam etti;  "Kadına yönelik şiddet olgusuna karşı Türkiye'nin geliştirdiği en önemli reflekslerden birinin İstanbul Sözleşmesi ile birlikte hayata geçen '6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun' kabulü olduğu söylenebilir. Söz konusu mevzuat başta Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına, yerel yönetimlere ve sivil toplum örgütlerine kadına yönelik şiddete karşı koruyucu ve önleyici tedbirler geliştirme noktasında önemli sorumluluklar yüklüyor. Türkiye'nin dört bir yanında 'Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri' oluşturularak şiddete maruz kalan kadınların tek bir merkezden kolluk, barınma, sosyal yardım, sağlık, istihdam alanlarında hizmetlerden yararlanabilmeleri bu yasal düzenlemeyle olanaklı hale geliyor. Öte yandan şiddete maruz kalan kadının şikâyetçi olup olmadığına bakılmaksızın adli mercilerin harekete geçmeye yükümlü kılınması mevzuatın getirdiği bir başka önemli yenilik. Bu sayede kadına yönelik şiddet, devletin de taraf olduğu ve çözümünde sorumluluk üstlendiği bir olgu halini alıyor." 
     

    YORUMLAR

    • 0 Yorum