CHP’ye çağrı heyeti olarak atanan Gürsel Tekin, dün polis eşliğinde CHP İstanbul il binasına girdi. Bir gün önceden başlayan protestolara ve Tekin’in; “Ben polis eşliğinde baba ocağına girmem” demesine rağmen, polis eşliğinde binaya girdi. Gürsel Tekin kadar, kayyum heyetinde olan isimler ve onların yanında olanlar da protestolardan nasibini aldı. Tekin’in yanında Kartallı bir isim de vardı. İBB ve Kartal Belediye Meclis Üyesi Ekrem Eray Arda. Arda, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in kontenjan listesinden giren isimler arasında yer alıyor.
Gazeteci Yazar Vural Dağtekin, Ekrem Eray Arda’ya sordu: “Siz Tekin’e destek olmak için mi oradaydınız?”
Bu belayı başımıza açanlara fırsat vermemeliyiz, diyen Arda şunları belirtti: “Biz sonuçta siyaseti halka hizmet için yapıyoruz. Özellikle böyle kaos anlarında, duygularımızı kenara bırakıp, serin kanlı kalmakla yükümlüyüz. Hissiyatımızı bir kenara bırakıp, fiiliyatımızın gerektirdiklerini yapmakla yükümlüyüz. Ben onun için oradaydım. Dostluklarımız, yol arkadaşlıklarımız… bunların hepsi bakidir ve kalbimizdedir. Ancak önümüze çıkan bu durumda da gereğini yapmak zorundaydık. Vatandaş günün sonunda aldığı hizmete bakar. Eğer işler kötü giderse, yaşadığımız haksızlıklar ancak bahane olarak kalır. Bu belayı, bu partinin başına dolayanlar da bu gerçeği iyi bildikleri için bunu yapıyorlar. Biz bu oyuna gelmemeliyiz. Buna fırsat vermemeliyiz ve birbirimize düşmemeliyiz. İstanbullu ’ya hizmet etmeye devam etmeliyiz”
Arda: “Önemli olan isimler değil önemli olan birliği sağlayabilmek”
Yapılması gereken, parti içinde birlikteliği sağlamaktır diyen Arda, şöyle devam etti:
“Burada, bunca yaşanan olayın sorumlusu Gürsel Tekin değil ki. Tam aksine sorumluluğu taşıyarak şu an da CHP’de birlik ve beraberliği sağlamaya çalışan bir partilidir. Gürsel Tekin yerine başka isimler de olabilirdi. İsimlerin önemi yok. Burada yapılması gereken İstanbul’da birliği sağlayabilmektir. Partiye ve partiliye düşen de budur. Hatırlayan, vatandaş 15 Temmuz’da devleti sokaktan topladı. Cumhurbaşkanını eleştirdik senelerce. Şimdi vatandaşa; gel partiyi sokaktan topla, diyoruz. Bu bize yakışmaz”
Arda: “Yanlış, yanlış ile örtülmez!”
Mahkeme kararını tanımayalım, diyen arkadaşlarımız var. Hadi tanımayalım. Peki, dün Cumhurbaşkanını anayasaya uymuyor, diye eleştiren bizler; kendimize nasıl hesap vereceğiz? Yarın yaptıkları hukuksuzluklara hangi yüzle karşı çıkacağız?
Yanlış yanlış ile örtülmez! Biz doğru olalım ki, sözümüzün kıymeti olsun, vatandaş yanımızda olsun.”
“Hakemin taraf tuttuğunun ve hileli kartların farkındayız! Ama oyunu terk etmeyeceğiz!”
Sözlerine futbol oyunundan örnek vererek devam eden Ekrem Eray Arda, hem Ekrem İmamoğlu hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan futbolu iyi bilirler. Galiba yaşadığımız bu süreci de en iyi futbol oyunundan örnek vererek anlatabilirim, diyerek sözlerine devam etti.
“Bu demek değil ki olanı biteni görmüyoruz! Hakemin taraf tuttuğunu biliyoruz. En iyi oyuncularımıza kırmızı kart gösterildi! Böyle bir durumda, kırmızı kartı al diye hakemi dövmek veya federasyona sövmek ancak tribünleri coşturur. Ama asala sportif bir başarı getirmez!
Bizim yapmamız gereken; hileli kartlara rağmen, oyunda kalan tüm oyuncuların kırmızı kart gören tüm arkadaşları için daha büyük çaba içinde oyunlarını oynamaları lazım. Tribünlerdeki on iki numaranın desteğiyle de maçı almaları gerekir. Çünkü her oyuncu bilir ki kırmızı kartla çıkan oyuncu, cezasını çektikten sonra oyuna geri döner.
Biz arkadaşlarımızın arkasından gözyaşı döküp, ağlayıp, kendimizi yerlere atarak, “en çok seven benim” diye göstermek için hakeme saldırıp, federasyona söverek arkadaşlarımıza iyilik yapmıyoruz. Biz onların sahaya çıktıkları gün daha çok puan toplamış daha güçlü bir takım olursak onlara faydalı oluruz”
“İsimlerin değil ilkelerin peşinde olan biriyim”
“Belediye başkanlarımız içeri alındı. Durmayacağız. Daha çok çalışıp, üreteceğiz. Yine futbol tabiriyle; hakeme saldırıp, federasyona sövmek yerine oyuna daha çok konsantre olacağız. Üç kişilik efor sarfederek, yorulmadan, azimle sonuca odaklanmalıyız.
Ayrıca bu arkadaşlarımız çıktıklarında birincilikte bıraktıkları takımı, daha alt sıralarda bulmamalıdır. Tam aksine döndüklerinde ikinciyle aralarında puan farkı daha çok açılmalı ve daha başarılı bir yerde olmalılar.
Sürekli mahkemelerle anılan bir parti vatandaş nezdinde teveccühünü kaybeder. O zamanda biz tüm haksızlıkların üzerine soğuk su içmek zorunda kalırız.
Ben isimlerin değil ilkelerin peşinde olan biriyim. İnandığım değerler için siyaset yapıyorum”
Gazeteci-Yazar Vural Dağtekin, Ekrem Eray Arda’ya şu soruyu yöneltti:
“Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in kontenjan listesinden meclise girdiniz. Yani, kendisine yakın tuttuğu, yakın gördüğü isimlerden birisiniz. Geçmişte de Demokrat Parti İl Başkanlığı yaptınız. Bu durum Başkan Yüksel’in bilgisinde mi oldu? Veya Başkan Yüksel bu durumda sizinle birlikte mi hareket ediyor? “
Arda: “Başkan Gökhan Yüksel’in CHP’liliğini kimseye tartıştırmam!”
Arda, şöyle devam etti: “Sayın Gökhan Yüksel’in Cumhuriyet Halk Partililiğini kimseye tartıştırmam. Gökhan Yüksel’in CHP’liliğini tartışmak hiç kimsenin haddine de değildir. Başkan Yüksel, CHP’nin bir neferi olarak partisinin birliği ve beraberliği adına elinden gelen bütün mücadelesini bundan önce vermiştir, bundan sonra da verecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın”
“Her sıkıştığımızda vatandaşı sokağa çağıramayız! Bizim işimiz zaten onların sorunları çözmek”
Siyasetçinin görevi vatandaşın sorunlarını çözmektir, onları sürekli sokağa çağırmak değil, diyen Arda şöyle devam etti:
“Bir de şu konuyu açıklamak isterim; biz siyasetçiler vatandaşlar sokağa çıkmasın, diye varız. Yani onların sorunlarının peşinde koşmak, çözüm üretmek için varız. Biz ise sürekli vatandaşı sokağa çağırıyoruz. Biz zaten sorun çözmek varız. Biz çözemiyoruz, buyurun siz çözün, diyoruz. O zaman neden yapıyoruz biz bu işi? Böyle yapıldığı zaman kendimizi de yok saymış oluyoruz. Ben bu işe razı değilim! Biz bu oyunu bozarız. Biz bu sorunu çözeriz. İşimiz budur zaten. Sadece işimizi yapıyoruz.
Zaten siyaset yapmayacaksak vekaleten aldığımız bu görevi iade edelim. Vatandaş kendisi yapsın bu görevi. Neden biz vatandaşın karşısına çıkıp oy istiyoruz o zaman. Her sıkıştığımızda vatandaşı sokağa çağıracaksak, gel biz halledemiyoruz, sen hallet, diyeceksek; biz neden varız? Belediyecilik yapmayacaksak o sıralarda neden oturuyoruz? Bırakalım. Bunca bilgiyi, tecrübeyi mezara mı götüreceğiz?”
“Verilen kararın fiiliyatına uygun hareket ediyorum”
“Ortada böylesine bir tablo varken; mahkeme ile mücadele etmek ne CHP’ye ne de hiçbir siyasetçiye fayda sağlamaz. Devletin kurumu olan mahkemelerle karşı karşıya gelmek, çarpışmak yerine verilen kararın fiiliyatına uygun hareket ederek İstanbulluya hizmet etmek üzere çalışmalarıma devam ediyorum, olay bu kadar”
“Bir disiplin süreci yok”
“Partimden şu ana kadar bu olayla ilgili olarak bir disiplin süreci yok. Oldu ki bu konudan dolayı çağrılırım; gider gerekli açıklamamı yaparım. Burada sadece parti menfaatini gözetmek için çalıştığımızı birazcık siyaset okuması olanlar anlayacaktır.
Son olarak; zoru gördüğümde kaçarak uzaklaşacak değilim. Gerektiği gibi mücadele edip, partim hak ettiği yere gelene kadar doğru bildiğim yoldan şaşmayacağım. Mücadelemi çalışarak vereceğim”




