Arkadaşım Muharrem Sağlam bir paylaşım yaptı sosyal medyada. “Annemi memlekete götürürken yediğim radar cezalarıyla...” dedi ve o mübarek kadından emdiği sütü burnundan getiren radar, tabela ve ceza rezaletini bir bir anlattı.
Şaşırdım... Sıkı devletçidir Muharrem. Hani gerçekten, kalpten "Önce Vatan" diyen, müstesna bir kişiliktir. Onu bile çileden çıkaran bu konuyu ciddiye aldım.
Merakla detaylara indim…
Sonrası mı? Şok. Öyle böyle değil. Haritaya baksan, yol değil, sanki ceza kesim noktalarıyla örülmüş bir ağ var. Üstelik o ağdan geçen herkes nasibini alıyor.
İyice kurcalayınca fark ettim. Bu artık bireysel şanssızlık değil. Bir sistem. Hız sınırları tabelalarla değil, sürprizlerle belirlenmiş gibi.
Bir yerde 110, üç saniye sonra 70.
Uyarı var mı? Tabela görünüyor mu? Genelde hayır. Ama radar orada. Ceza da hazırda.
Vatandaş ise başına geleni aylar sonra gelen tebligatı okurken öğreniyor.
Bayram haftasında kesilen ceza miktarlarına bakınca tablo daha da netleşiyor...
2025 yılı için trafik cezalarından beklenen gelir 55 milyar TL ve bu hedef, daha yaz mevsimine girerken neredeyse "tamamlandı".
O zaman sormak gerek...
Amaç trafik güvenliği mi, yoksa bütçe açığını “hızla” kapatmak mı?
Elbette kurallar olsun. Hız sınırı aşıldıysa gereği yapılsın. Ancak vatandaşın hakkı olan şey adil ve şeffaf bir sistemdir. Radarın yeri belli olmalı, tabela net olmalı, hız düşüşü mantıklı olmalı. Ceza, uyarı ile aynı anda değil sonra gelmeli. Aksi halde vatandaş kendini “güvenlik için” değil, “gelir için” gözetleniyor gibi hisseder.
Sosyal medya bu konuda resmen kaynıyor. Bir kullanıcı şöyle yazmış,
“İçişleri ülkede radar challenge başlattı. Şehirler arası yola çıkıp ceza almadan yolculuğu bitirene ödül verilsin.”
Bir başkası demiş ki,
“Devlet, bazen çalı diplerinde vatandaşa pusu kurar. Yarım saat arayla dört radar cezası. Şimdiden iyi bayramlar.”
Hatta bir gazeteci “belli ki sadece sürücüye değil, iktidara da tuzak kurulmuş” diyerek işin siyasi boyutuna bile dikkat çekmiş.
İtiraz süreçleri desen başka bir dert. Kalibrasyon belgesi istersin yok, fotoğraf istersin karanlık. Navigasyon uyarı vermez, sistem seni uyandırmaz. Ama ceza gelir. Hem de nokta atışı.
Bakın, bu iş böyle gitmez. Vatandaş radar korkusuyla değil, güvenlik duygusuyla yola çıkmalı. Devletin görevi halkla yarışmak değil, halkla yol almaktır.
Radarlar insan hayatı içinse yerleri neden bu kadar gizli?
Mesele caydırmaksa neden tabela yok?
Yok mesele kuralsa neden bu kadar belirsizlik?
Hadi ceza yedik ama "adaletli" yedik diyebilelim. Şu anki durumda onu bile diyemiyoruz.
Bu gidişat, devletle vatandaş arasında kurulan güven köprüsünü zorlar. O köprü yıkılırsa altından ne trafik akar, ne huzur.
Peki başka ülkelerde bu işler nasıl yürüyor? Biz mi abartıyoruz, yoksa radar sistemi de “yerli ve milli” mi?
Hayır, mesele bizdeki kadar keskin değil. Örneğin İsveç’te radar sadece cezacı değil. “Speed Camera Lottery” uygulamasıyla hız sınırına uyanlara çekilişle ödül veriliyor. Hem cezayla korkutmak yok, hem örnek davranış teşvik ediliyor.
Sonuç? Ortalama hız düşüyor, trafik güvenliği artıyor.
İskoçya'da ise otoyollarda "ortalama hız kamerası" sistemi var. Başlangıç ve bitiş noktası arasında geçen süreden ortalama hız hesaplanıyor. Tek noktada ansızın çıkıp cezayı yapıştıran sistem yok. Hedef, sürekli ve güvenli sürüş.
New York’ta okul çevrelerine yerleştirilen radarlar 7/24 çalışıyor ama radarın yeri belli, tabela net. Hız yapan sürücüye anında SMS gönderiliyor. Kimse “ben hız yapmadım?” demiyor çünkü her şey açık, şeffaf, belgeli...
Dünyada radar sistemleri ceza kesmekten çok, can kurtarmak için kullanılıyor. Bizde ise ne yazık ki bu teknoloji, çoğu vatandaşın gözünde artık sadece “devletin kasasına giren para” demek.
Radar bir araçtır, amaç değil.
Amaç güvenlikse, kural da adalet de ortak paydada buluşmalı.
Yoksa biz Muharrem kardeşimle daha çoook dertleşiriz... Gerçi arayıp geçmiş olsun demeye de çekindim. İnsan haksızlığa üzülüyor tabii...
İroniye bak... Devletime kurban olurum diyen vatandaş, bayramda cezalara kurban edildi...
Başta dediğim gibi Ceza'na Kurban...
Kalın sağlıcakla…





