ETAP 1-2 İÇİN AK PARTİ MÜJDE VERDİ!
PEKİ, O PLANI YAPAN DA İKTİDAR DEĞİL MİYDİ?
Farkında mısınız? Plan Ankara’dan geldi, AK Parti müjde diye sundu... İptal oldu. Şimdi yine AK Parti "planı hızlandıracağız" dedi!
---
Kartal’da Etap 1 ve Etap 2 diye anılan alanların hikayesi, sanıldığı gibi 2022’de başlamadı.
Bu dosya, neredeyse on yıla yayılan bir plan arayışının, sonunda büyük bir kırılmaya dönüşmesinin hikayesidir.
Takvim 2013’ü gösterdiğinde, Kordonboyu, Yukarı ve Petrol-İş mahallelerinin bir bölümünü kapsayan yaklaşık 14 hektarlık alan, Bakanlar Kurulu kararıyla 6306 sayılı Kanun kapsamında “Riskli Alan” ilan edildi. Yani devlet, bu bölge için açık bir tespit yaptı. “Burada dönüşüm kaçınılmaz” dedi.
Sonraki yıllar, işte bu tespitin nasıl hayata geçirileceği tartışmasıyla geçti.
Kartal Belediyesi, 2016, 2017, 2018 ve 2020 yıllarında olmak üzere toplam dört kez Bakanlığa plan teklifi sundu. Dört ayrı deneme, dört ayrı dosya, dört ayrı beklenti…
Ancak bu planların hiçbiri kabul edilmedi. Gerekçeler, bakanlık tarafından kamuoyuna açık ve tatmin edici biçimde anlatılmadı, süreç Ankara’da tıkandı, Kartal’da beklenti büyüdü.
Aradan geçen yıllarda risk değişmedi, binalar gençleşmedi, deprem gerçeği ortadan kalkmadı.
Ve 2022’ye gelindi...
Bu kez Bakanlık, yerelden gelen teklifleri esas alan bir revizyon yerine, planı doğrudan kendisi hazırladı. 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları, resen onaylandı ve yürürlüğe sokuldu. Bu onay, teknik bir işlem gibi değil, açıkça “müjde” diliyle, bir siyasi başarı anlatısı eşliğinde AK Parti Kartal İlçe Başkanlığı tarafından kamuoyuna sunuldu.
Mesaj netti...
Sorun çözülmüştü.
Yaparsa AK Parti yapardı.
Vatandaş bu mesaja güvendi.
Evler yıkıldı.
Müteahhitler projelerini çizdi, kredilerini kullandı, şantiyelerini kurdu.
Herkes, devletin yaptığı ve onayladığı plana dayanarak adım attı.
Sonra ne oldu?
Aynı planlar, yargı önüne geldi ve şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı bulunarak iptal edildi.
İşte kırılma tam da burada yaşandı.
Çünkü bugün ortaya çıkan tablo, uygulama hatasıyla açıklanamaz. Sorun, ruhsatta, projede ya da sahada değil, planın kendisindedir. Yıllarca yerelden gelen dört ayrı teklifin “yasalara uygun değil” gerekçesi ile kabul edilmediği bir süreçten sonra, bakanlıkça hazırlanıp “müjde” diye sunulan planın, mahkeme tarafından iptal edilmesi, ister istemez şu soruyu doğurdu.
Eğer bu plan bu kadar sorunluysa,
neden 2022’de AK Parti tarafından kamuoyuna "çözüm" diye sunuldu?
Hatırlatmak şart...
Konuyla alakalı basın açıklaması yaparak kamuoyuna duyuran AK Parti Kartal İlçe Başkanı Ebubekir Taşyürek, “CHP’li Kartal Belediyesinin 9 Yıldır Yapamadığı Planları, Çevre Bakanlığı Res’en Yaptı” demişti.
Partinin geçen dönemki adayı hatta mevcutta mimar olan üyeleri bunu görmedi mi?
İçindeki hukukçular, bakanlığa “bu plan kusurlu” diyemedi mi?
O dönem "en kötü plan plansızlıktan iyidir" diye düşündüğünü açıkça söyleyen ve bazı itirazları olan Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, sanırım haklı çıktı.
Planı yapan Çevre Bakanlığı, davaları da takip etmeliydi.
Olmadı, AK Parti Kartal İlçe Başkanlığı "müjde" diye sunulan planlara itirazları da takip etmeli, davalarda hazır bulunmalıydı.
Sorumluluğu tek başına Kartal Belediyesi'ne yıkmak bence adil bir yaklaşım değil...
Bugün evleri yıkılmış vatandaşlar, yıllar sürebilecek bir belirsizliğin içinde yaşamaktadır. Ruhsatlı biçimde yıkım yapmış, projesi onaylanmış müteahhitler ciddi maddi zararla karşı karşıyadır.
Hukuk açısından bakıldığında, idarenin yürürlükteki işlemlerine güvenerek doğan bu zararların tazmin tartışması kaçınılmazdır.
Daha da önemlisi, plan iptal edilmiş olabilir ama deprem riski yerinde durmaktadır.
Etap 1 ve Etap 2 bölgelerinde, teknik raporlara göre zorla ayakta duran onlarca bina halen kullanılmaktadır. Yeni bir planın hazırlanması, askı süreçleri, itirazlar ve olası davalar düşünüldüğünde, bu sürecin yıllar alması ihtimali güçlüdür.
Bu noktada AK Parti Kartal İlçe Başkanı Haydar Göksoy’un, Bakanlığı yeniden devreye sokacaklarını açıklaması önemlidir. Ancak bu kez farklı bir yol izlenmezse, sonuç da farklı olmayacaktır.
Yeni planların, Ankara’daki teknokrat ve bürokrat masalarında, sahadan kopuk biçimde değil, Kartal Belediyesi’nin, bölgede yaşayan insanların ve gerçek ihtiyaçların katılımıyla hazırlanması gerekir. Yerel idarenin yıllar önce sunduğu dört teklifin neden reddedildiği de bu süreçte açıkça konuşulmalıdır.
Bugün Kartal’da yaşanan bu sürecin siyasi ve maddi sorumluluğu, planları yapan, onaylayan ve 2022’de kamuoyuna bir başarı hikayesi olarak sunan merkezi idareye aittir.
Bu sorumluluğun doğal muhatabı da o dönemin ve mevcutta Bakanlık görevini yürüten Murat Kurum’dur. Bu gerçek hatırlatılmadan sağlıklı bir çözüm üretilemez.
Yeni bir plan yapmak çare değil, mühim olan yanlış bir planın nelere mal olduğunu da bilmektir.
Umarım, hızla, yerel talepler gözetilerek, doğru bir plan hazırlanır.
Aksi halde, muhtemel depremde oluşabilecek yıkımın ve kayıpların sorumluluğu tek taraflı olmayacaktır.
Kalın sağlıcakla…




