• Reklam
Vural DAĞTEKİN

Vural DAĞTEKİN

Gündem

Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı ihale suçu işledi mi?

21 Nisan 2021 - 17:20

Geçtiğimiz haftalarda Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı İstanbul Şubesi hakkında konuşulan bazı iddiaları dile getirmiş ve cevaplanmasını istemiştim. Kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına yaptığım bu çağrıya henüz ses seda gelmedi ancak o yazı sonrasında yaşanan bazı gelişmeler ve haber merkezimize ulaştırılan yeni iddialar, bu konuda yeni bir yazıyı da mecburi hale getirdi.

Öncelikle Vakfın İstanbul Şubesi’ni (geçmişte!) yöneten Tayyar Büyük ile Vakıf Genel Müdürü Kaan Karalı’nın Malatya’da görev yaptığı günlerden yakın dost olduğunu herkesin bildiği gerçeğini tekrar hatırlatmak istiyorum. O dostluğun bugün İstanbul Şubesinin içinde bulunduğu durumun da hazırlayıcısı olsa gerek diye düşünmeden edemiyorum.
Geçtiğimiz yazımı buradan okuyabilirsiniz. 

İstanbul'un Çekici Tartışmasında Yeni Başlıklar

Bugünün konusu ise girift ilişkilerin vakfı uğrattığı zararlar olsa gerek. Yoksa sadece geçmişi konuşmak kimseye yarar sağlamayacaktır.

Efendim geçtiğimiz yazıda sorduğum sorular birilerini rahatsız etmiş olacak ki İstanbul’da sular ısınmış. İlgisi olmayan kişilere “gazeteciye sen mi bu bilgileri verdin?” denilerek kulakları çekilmeye başlanmış. Başka yaptırımlar da gündem de olabilir. Günahlarını örtmeye çalışan kulun, ettiği yanlışlar ortaya çıkacak diye debelendiği haller bunlar… Anlayabiliyorum.

Sabık Emniyet Müdürü işin içinde mi?
Bakınız, geçtiğimiz aylarda görevinden alınan, daha doğrusu önce Sarıyer Polis Okulu’nda görevlendirilerek işten el çektirilen, daha sonra da tamamen meslekten uzaklaştırılan Kartal’ın eski Emniyet Müdürü Müslüm Kahraman’ın dahi bu ilişkilerde adı geçiyor. 
Müslüm Kahraman’ın Kartal’da değil Tuzla İlçesi’nde görev yaparken kurduğu ilişki ağı sebebi ile görevden uzaklaştırıldığı, dosyasının ise hayli kabarık olduğunu da belirteyim. O da başka bir yazı konusu…

Edindiğim bilgiye göre Müslüm Kahraman Kartal’da görev yaparken Vakfın İstanbul Müdürü Sayın Büyük ile kurduğu diyalog sayesinde parlak bir fikir öne sürüyor. Buna göre icralık dosyaları sebebi ile bağlanarak parklara çekilen araç sayısının ekonomik koşullar sebebi ile hayli artması sebebi ile ortaya çıkan çekici rant göz ardı edilemiyor ve vakfın kendine ait kayar kasa çekiciler ile bu hizmeti vermesi konusunda fikir birliği oluşuyor.

Bu sayede Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı 6 adet kayar kasa çekici satın alıyor.
Ne var bunda? Koca vakıf isterse 15-20 tane alır değil mi?
Tabii ki alır. Vakfın desteklediği işlere bakında kar elde etmesinde ve bu sayede aldığı sorumluluğu yerine getirmesinde zerre itiraz olamaz. Hepimiz desteklemeliyiz.

Öncelikle belirteyim vakıf Kamu İhale Kanunu’nun 2. Bendi C maddesine göre yapacağı alımları EKAP’ta talep açarak yapmalıdır. Diyebilirsiniz ki "Bu vakıf kardeşim. Kamu Kurumu değil ki… Ne zorunluluğu…"

Yasalar açık. Üstelik KİK 2-C deki hüküm de çok açık. Diyor ki EKAP’a talep açacaksın.

Madde de şu yazıyor. "Kanunla kurulmuş ve kendilerine kamu görevi verilmiş kuruluşlar…"

Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı bu statüyü kazanmak için Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine dava açmış. Danıştay da bu davada vakfı haklı bulmuş.

Bu sayede vakıf, Kanunla Kurulmuş Vakıf Statüsünü kazanmış.
Bunları ben demiyorum. Vakfın internet sitesinde yazıyor. Hatta Danıştayın karar numarasına kadar vereyim. 31.03.2010 tarih ve Esas No 2009/11363 ve Karar No 2010/2544…

3 milyon TL’lik alım neden EKAP’a bildirilmedi?

Ancak, bu vakfın kuruluş şekli ve kamuya tabi oluşu sebebi ile bu araçları almadan önce EKAP yani Elektronik Kamu Alımları Platformu’nda talep açması ve ihaleye çıkması gerekiyor. Edindiğim bilgiye göre böyle bir talep yok. Üstelik araçlar teklif ile satın alınıyor. Yani ihale de usule uygun değil. Her biri yüzbinlerce lira değerinde sıfır kayar kasa araçlar bir anda satın alınıyor ve işe başlatılıyor.

Koskoca vakıf, ne kamu ihale şartlarını uyguluyor ne buna hesap soran oluyor.
Vakıf Müdürü Kaan Karalı da suskun?

Şimdi Sayın Kaan Karalı’ya bir kez daha sormak şart oldu.

Sayın Karalı;
Bu ihaleyi usule uygun olarak mı gerçekleştirdiniz? Nerede ise 3 milyon TL tutarındaki bu masrafı, devletin kanunlarına uygun olarak mı yaptınız? EKAP’ta neden talep açmadınız? Kamu ihale kanununa muhalefet ederek şahsınızın yanı sıra Vakıf Yönetim Kurulu ve Başkanınızı da sorumlu hale getirdiğinizin farkında değil misiniz?

Araçları 2. El olarak almak yerine neden sıfır tercih ettiniz? 2. El araç aldığınızda çok daha uygun fiyata temin edebileceğinizi bilmiyor muydunuz? 

Üstelik almış olduğunuz bu araçlar İstanbul’un her yanına yetişemediği için, vatandaşın aracı bağlanarak mağdur olurken, üstüne 2-3 saat çekicinin gelmesini bekleyerek ayrıca mağdur edildiğini de mi duymuyorsunuz?

Görevinden uzaklaştırılan Emniyet Müdürü Müslüm Kahraman ile ilişkiniz var mı? Dostluğunuzun derecesi nedir? Bu araçları alırken kendisinin fikirlerinden de istifade ettiğiniz iddiaları doğru mu? 

Geçtiğimiz yazımda dile getirdiğim bazı personelleri İstanbul Anadolu Yakası’ndan çıktı gösterip, Avrupa Yakası’nda görevlendirdiğiniz iddiaları hakkında ne diyeceksiniz? 

Sayın Tayyar Büyük’ü görevinden ayrılmış gibi gösterip, sonra da onun ekibini görevde tutarak, dışarıdan yönetmesi için mi görevlendirdiniz? İstanbul’a halen görevlendirme yapmayışınızın sebebi bu uzaktan yönetim anlayışı mıdır? Eski dostunuzu tekrar görevine atayacak mısınız?

Sayın Kaan Karalı’ya geçen yazımızda da bunların daha fazlasını sorduk. Lakin bir bilgilendirme dahi yapmadı. Kendince sessiz kalayım nasılsa unutulur diyebilir. Ancak, sessiz kaldıkça bunu kabulleniş olarak gördüğümü de belirtmeden edemeyeceğim.
Yaklaşık 33 senedir yürüttüğüm meslek hayatımda ilişkilerin bu kadar içiçe geçtiği bir yapı az gördüm. İnceledikçe daha neler çıkacak bakalım.

Gündeme yeni başlıklar geldikçe buradan bilgi vermeye devam edeceğim.

Sırada tabii ki adını Kaan Karalı ve Tayyar Büyük ilişkisi ile andığım eski Tuzla ve Kartal Emniyet Müdürü Müslüm Kahraman’ın Tuzla’da yaptıkları var. Bir ilçenin içinde yaşanan bunca olumsuzluğa nasıl yıllarca sessiz kalındığının yanında bir emniyet müdürünün görevinin amaç ve vizyonu dışına çıkınca nasıl bir varlık haline geldiğini ibretle okuyacaksınız!

Unutmayalım ki kimse kanunların üzerinde değildir!
Her gerçek bir gün açığa çıkmaya mahkumdur!

Kalın sağlıcakla…

YORUMLAR

  • 0 Yorum