Haber & Fotoğraf: Yaprak KAPLAN
ADD Kartal Şubesi'nin düzenlediği "Anayasa Değişikliği Üzerine Söyleşiler" konferans serisinin ilk oturumunun konuğu Prof. Dr. Barış Doster oldu.
Konferansta "Yeni anayasa ile ne yapılmak isteniyor? Topluma anlatılan ile amaç farklı mı? Mevcut anayasa darbe anayasası mı? Hangi maddeler üzerinde değişiklik yapılmak isteniyor? Neden referandum yerine meclis çoğunluğu ile anayasa değişikliği isteniyor?" Sorularının cevabı arandı.
Konferansın açılış konuşmasını ADD Kartal Şube Başkanı Hülya Arkan yaptı.
Başkan Arkan konuşmasında şunları belirtti; "ADD Kartal Şubesi olarak anayasa değişikliği gibi önemli ve kritik bir konuda halkımızın her açıdan bilgilenmesi ve bilinçli bir kamuoyu oluşturmak amacıyla dört diziden oluşan bir konferans serisi planladık.
Hepimizin bildiği gibi anayasa bir devletin kuruluşu ve fertlerin hürriyetini düzenleyen temel kanundur. Devletin yönetim şeklini, niteliklerini, yasama yürütme ve yargı organlarının görev ve yetkilerini, fertlerin ne gibi özgürlükleri olduğunu ana kuralları ile belirler. Hiçbir kanun ve yapı anayasanın üzerinde değildir.
Anayasanın ilk 4, 42. ve 66. Maddeleri ise sadece hukuki hükümler değildir. Bunlar milletin iradesidir, tarihidir, geçmişidir ve geleceğidir. Ve biz diyoruz ki bu maddeleri tartışmaya açmak, Türkiye Cumhuriyeti'ni tartışmaya açmak demektir"
Moderatör Av. Anıl Öztürk ise gündeme dair kısa bir konuşma yaparak sözü konuk Prof. Dr. Barış Doster'e bıraktı.
Av. Öztürk:"Darbe anayasası tamlaması ile iktidarlarını korumak istiyorlar"
Av. Anıl Öztürk; gündeme dair yaptığı değerlendirmede, Anayasada değiştirilmek istenen maddelerden söz etti. Geçmiş dönemlerde yapılan anayasa değişikliklerine değindi. "Darbe anayasası" tamlaması ile toplumun yönlendirdiğini savundu ve açıkladı.
Öztürk şöyle konuştu; "Son günlerde eğitim dilinin Türkçe olması sıkça dile getiriliyor. Her buldukları mikrofonda, her ortamda bu konu konuşuluyor. Öyle bir hal aldı ki bu konu sanki biz; eğitim dili Türkçe kalmalı, dediğimizde hukuksuz, anayasaya aykırı görüş bildiren tarafmışız gibi kalıyoruz. Anladığım kadarıyla Anayasada değiştirilmek istenen ilk maddelerden biri 42. Madde. Eğitim dili.
Yine sürekli gündemde tutulan diğer konu 66. Madde. Bu da Türk vatandaşlığı maddesi. Yani "bu ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür" der madde. Bundan da rahatsızlık duyanlar var. Bu da şu demek; biz bu ülkeden rahatsız oluyoruz. Federasyon istiyoruz. Ülke bölünsün istiyoruz, demek.
Asıl değiştirilmek istenen madde ise 101. Maddenin ikinci fıkrası. Burada da; "Cumhurbaşkanı en fazla 2 kere seçilebilir" deniyor. İşte bu maddenin değişimi ile mevcut Cumhurbaşkanı görevine devam etmek istiyor.
Geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanı bir açıklama yaptı ve şöyle dedi; " Bu darbe anayasasını değiştirmek istiyoruz" Ben bu sözü 2010 yılında, 2017 yılında da duydum. 2017'de üstelik sistem bile değişti yine darbe anayasası, söylemi değişmedi.
Ben baktım; 1982 Anayasası tam 21 defa değişikliğe uğramış. Bunun 12'sini AK Parti hükümeti yapmış. Türkiye Cumhuriyeti anayasasında 177 madde var. Bu 177 maddenin 134'ünü bu iktidar değiştirmiş. 4'te 3'nü değiştirildiğiniz bir anayasaya, darbe anayasası, diyorsanız; asıl darbeci sizsiniz.
2010 referandumunda ciddi değişiklikler oldu. Biliyorsunuz Pensilvanya'daki terör örgütü başı; ölüleri dahi mezardan kaldırıp oy verdireceğiz, demişti. HSYK'nın yapısını değiştirdikleri, anayasa mahkemesi üyelerinin sayısını arttırarak, anayasa mahkemesine müdahale ettikleri , üstelik sonrasında da bu kişilerin çoğunun fetöcü, çıktığı referandumdan bahsediyorum. Yargıya sızma olayının en temel referandumundan bahsediyorum. O zamanda darbe anayasasıydı!
2017 yılına geldik. Fetö'yü temizleyeceğiz, deldiler. Yine değişikliğe gidildi. %51 ile geçti. Şimdi yine darbe anayasası diyorlar. Bu sefer durum farklı. Bu kez referanduma gitmek istemiyorlar. Mecliste 3'te 2 çoğunlukla direkt meclisten değişiklik yapılması isteniyor. Yani halka sormak istemiyorlar. Çünkü halk bunu kabul etmeyecek ve iktidarları tehlikeye düşecek" dedi.
Prof. Dr. Barış Doster: "Yurttaşların eşitliğini savunuyoruz "
Konuşmacı Prof. Dr. Barış Doster ise son günlerde sıklıkla kullanılan "eşit yurttaşlık" ifadesine değindi. Doster; "Yurttaşların eşitliği" olmalıdır. "Eşit yurttaşlık" tanımında bile bir bölünme vardır, diyerek konuya açıklık getirdi.
Doster şunları belirtti; "Yurttaşlık ve eşit yurttaşık karıştırılıyor. Lütfen dikkat ediniz; eşit yurttaşlık mı? Yurttaşlık eşitliği mi? Arada büyük fark var.
Eşit yurttaşlık kısaca şudur: Anayasal yapı içinde, Türk kimliği dışında başka bir kimlik (veya kimlikler) daha tanınsın. Tanınan ikinci kimlik de Türk kimliği ile eşit olsun. Anayasal statüye kavuşsun. Anayasada yer bulsun. Pratikte şunu öneriyor eşit yurttaşlık diyenler: “Sen Türk olarak kal. Ben de Kürt olarak anayasada yanına geleyim. İsterse Çerkez, Arnavut, Boşnak, Kafkas, Çeçen, Laz, Gürcüler de gelsin.”
Bu yaklaşımı savunanlar, Türklüğü üst kimlik, ortak kimlik, ulus kimlik olarak görmüyorlar. Türkiye’deki etnik gruplardan biri olarak görüyorlar. O nedenle Türkçenin tek resmi dil olmasına da karşılar. Mustafa Kemal Atatürk’ün ulus tanımını da (Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir), yurttaş tanımını da (Ne mutlu Türküm diyene) reddediyorlar.
Yurttaşların eşitliği ise anayasa ve yasalar önünde tüm yurttaşların eşit olması anlamına geliyor. Yurttaşlar arasında ırk, din, mezhep, soy, bölge, köken ayrımı yapmıyor
Eşit yurttaşlık; kimlik siyasetini önceler. Bölücülüğe zemin hazırlar.
Yurttaşların eşitliği ise demokratiktir, halkçıdır, ulusal bütünlüğü ve toplumsal kaynaşmayı savunur.
Farklı etnik, mezhepsel kimliklere, alt kimliklere saygı duymak, onların dilini, kültürünü, geleneğini özgürce öğrenmesini, konuşmasını, öğretmesini, aktarmasını savunmak, bunu doğal bir hak olarak görmek, kişisel özgürlük kapsamında ele almak başkadır. Bunu bir ayrıcalık olarak görmek, grup kimliği kapsamında tanımlamak, siyasallaşmasını savunmak başkadır.
Alt kimliklerin, kişisel hak ve hürriyetler kapsamında görülmesine kimse itiraz etmez. Ama bunların grup kimliği olarak öne çıkarılmasına, siyasallaştırılmasına, ayrıcalık talep etmesine, bölücülük yapmasına izin verilemez.
Anayasa; yurttaşları esas alır, yurttaşları muhatap alır, yurttaşları tanır. Sözleşmeyi yurttaşlarla yapar. Etnik yapılarla, dinsel kümelerle, feodal gruplarla, bölgesel kimliklerle değil"




