Nergiz Süslü, Doğuş TV'nin sırlarını anlattı

    Bundan 5 yıl önce kurduğu Doğuş TV ile ülkemizde İnternet TV yayıncılığının öncü isimlerinden olan Nergiz Süslü ile başta yayıncılığı, sonrasında bugünlerdeki karmaşayı konuştuk. Sosyal Medyada yapılan yayınlarda nelere dikkat edilmesi gerektiğinden, bu işi yapacaklara önerilere kadar bir çok bilgi bu röportajda...

    Nergiz Süslü, Doğuş TV'nin sırlarını anlattı
    30 Eylül 2020 - 18:16 - Güncelleme: 30 Eylül 2020 - 18:45

    Nergiz Süslü… 1973 Sivas doğumlu, 3 kız annesi ve Yerel Basın alanında yetişmiş, kendini kanıtlamış bir medya mensubu…
    İstanbul’daki 25 yılının, 15 yılını Kartal’da yaşayan Nergiz Süslü, Günedoğuşhaber isimli gazetesi ile bölgesinde de hayli etkin bir isim olarak öne çıkıyor.
    Bundan 5 yıl kadar önce hayata geçirdiği Doğuş TV isimli İnternet Televizyonu ile yerelde farklı bir yayıncılığa imza attı.
    Kendisi ile son dönemde yıldızı iyice parlayan, yerel seçimlerle birlikte milyonluk etkileşimlere imza atarak dikkatleri üzerine çeken Doğuş TV’yi konuştuk.

    Röportaj : Vural DAĞTEKİN

    .
    VD: Nergiz Hanım, özellikle geçtiğimiz yerel seçimlerde nerede ise tüm İstanbul’un takibe aldığı, sosyal medyada hemen her videosu milyonluk etkileşim alan Doğuş TV’yi sormak isterim. İlçeniz Kartal’da bilinen ama nerede ise tüm Türkiye’den takip edilen bir Televizyon sayfası oluşturdunuz. Nasıl başladı bu iş?
    .

    NS: Yerelde gazetecilik yapmak gerçekten zor bir iştir. Özellikle kadın olarak bu alanda işin patronajını da yönetmeniz zorluğu birkaç kat arttırıyor. Ben Günedoğuşhaber Gazetemizi yaşatmak için ciddi zorluklar yaşadım. Ancak bu arada medya gücü ile ciddi bir çevre de oluşturdum.
    Doğuş TV’ye de aslında bu birikim ile başladım. Başlarken yanımda 3-4 arkadaşım daha vardı. Hep birlikte yola çıktık. Ancak işin ekonomik yönü ciddi yıpratıcı oldu. Bu sebeple işe başladığım arkadaşlarım zamanla çekildiler. Çünkü bu iş en başta sabır ve sebat gerektiriyor. Yolda, yerel basında olduğu gibi ciddi zorluklar ile karşılaşsak da onları da aştık.
    Bugün İstanbul’da başta İBB ve diğer belediyelerin çoğu etkinliğini canlı yayınlar haldeyiz.
    .
    VD: Peki Nergiz Hanım, işin geldiği boyut gerçekten çok iyi durumda… Kamuya açık olmasa da bana açtığınız izleyici istatiklerinizi inceledim. Nerede ise her videonuz 100 bin etkileşim sınırını aşıyor. Üstelik canlı yayınlarınızda anlık birkaç bin kişinin izlediği görülebiliyor. Bu aynı zamanda da bir risk değil mi? Tepki almıyor musunuz? Taraflı olmakla suçlandığınız oluyor mu?
    .

    NS: Yayınlarımızın izlenme oranları kadar, canlı yayıncılığın ciddi riskleri de var tabii ki… Bazı yayınlarda ideolojik söylemlerle de karşılaşabiliyoruz. Aşırıya kaçan ifadelerde tabii ki müdahil olup yayını durdurduğumuz da oluyor. Ancak temel felsefemiz özgür ifade! İnsanların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir mecra olmak derdindeyiz.
    Taraflılık konusunda ise işimiz tabii ki çok zor.
    Bakın İBB başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun hemen her canlı yayınını biz de aktarıyoruz. Ancak, AK Partili belediyelerin, siyasilerin, Cumhurbaşkanlığı’nın da canlı etkinliklerini yansıtıyoruz. Buna rağmen bazı yerlerde mikrofonumuzu görenlerin “siz İmamoğlucusunuz! Hatta siz Erdoğan’cısınız!” diye tepki verdikleri oluyor. Çünkü birini izleyen, diğerini istemiyor. Yani istediğiniz kadar tarafsız olun. Son yayınladığınız video, hangi siyasetçininse siz onun taraftarı görünüyorsunuz.
    .
    VD: Sayın Süslü, İnternet üzerinden yayın yapmak, gelirleri ile sürdürülebilir bir iş mi? Karşılığını alabiliyor musunuz?
    .

    NS: Öncelikle açıkça söyleyeyim. Donanımı olmayan, işin maddi yükünü reklam ve yayın gelirleri ile sürdüremeyecek hiç kimse bu işe girmesin. Personelin vasıflı olmasından, sahada etkin olmak kadar, gelir üretmek de bu işin başarılı olması için temel şartlar arasındadır.
    Facebook’ta telefon ile yayın yapabilen herkesin “Televizyoncuyum” diye dolaştığı bu günlerde, bu işi layığı ile yapabilmek gerçekten herkesin harcı değil… Yine de inanıyorum ki izleyiciler kadar sosyal medyayı firmasının tanıtımı için kullanmak isteyen tüm kurumlar da zamanla neyin kendisi için faydalı olduğunu ayırt edebilecektir.
    Önerim kendilerine Televizyonum diye gelen kişilerin öncelikle sayfa beğenilerine, videolarının izlenme sayılarına baksınlar. İzlenmeyen videolarda yer almak kazandırmayacağı kadar, kaybettiren bir yatırım olarak görünmelidir.
    Stüdyosu, yerleşik bir sosyal medya sayfası, IP Televizyon ise bir domaini olmayan yapılar bana mantar gibi geliyor. Ama inanıyorum ki bu sis perdesi de zamanla kalkacak ve güneş açacaktır. O zaman kimlerin boşluklardan istifade ederek yayıncıyım diye gezdiğini, kimlerin gerçekten bu işi yaptığını toplum da değerlendirecektir.
    .
    VD: Sormadan edemeyeceğim. Kadın olarak bu işi yapmak zor mu? Gazetecilik tamam ama işin şov bölümünün idarecisi yani patronu olmak herkesin kaldırabileceği bir iş midir?
    .

    NS: Bu zihnim ve aklımla erkek olsaydım tabii ki daha farklı noktalara ilerlemiştim. Her ne kadar eşitiz desek de kadın olmak, üstelik kadın girişimci olarak medyada patronaj noktasında olmak hiç de kolay değil. En başta meslektaşlarının çelmelerine maruz kalıyorsunuz.
    Üstelik kadın olarak bu işi yapmaya çabalayanların toplumda daha dikkatli davranması, kadınlığını aklının önüne geçirmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ne yazık ki bu işi yapma iddiasında olan, ancak kişiliğini yayıncılığının önüne geçiren kötü örnekler de oldukça fazla görünüyor.
    Bir zamanlar hayat sigortası yapıyorum diye gezen, ilk prim ile para kazanacağını uman gençler vardı. Şimdilerde bunu o işe benzetiyorum. Kapkaranlık, ışığa muhtaç, sesi cızırtılı, dip sesleri, dış mekân gürültüleri ile dolu dolu videolar çeken, sonra da TV yapıyorum diye gezen insanları gördükçe, “Nergiz sen doğru yoldasın” diyorum.
    Fakat mutlaka sokak televizyonculuğu diye nitelediğim bu işler zamanla oturacaktır. Toplum da bu gel-geç diye tabir edilen esnafları televizyoncu diye görmüyor. Tam tersine “Kıramadık konuştuk” diyorlar. Yani aslında sempati ile yapılan işlerdir. Zamanla oturur bunlar da…
    .
    VD: Peki Doğuş TV’ye gelelim. Bugünkü şartlarda izlenme oranları bu kadar yüksekken, ilçeniz Kartal başta ülkedeki çalışmalarınız nasıl? Hangi illerde aktifsiniz?
    .

    NS: Öncelikle ilçemizde çok da rağbet gördüğümüzü söyleyemem. İzleyici açısından çok iyi olmamıza rağmen, kurumların yeterli ilgi göstermediklerini rahatlıkla söyleyebilirim. Kartal’ın sesini tüm ülkeye duyurabilecek böyle bir mecrayı yeterince anlamadıkları düşüncesindeyim.
    Ancak, Kartal dışındaki tablomuz gayet iyi görünüyor. Bugün İstanbul’da 19 ilçede ciddi çalışmalarımız var. Belediyeler ile gayet uyumlu bir çalışma götürüyoruz. Yanı sıra Adana, Urfa, İzmir, Bolu, Mersin, Aydın, Ankara, Erzincan, Sivas, Tunceli gibi illerde, belediyeler ile zaman zaman tanıtım çalışmaları yapıyoruz. Bu bazen aşırı yoğun olurken bazen de seçim odaklı olabiliyor. Ancak şu sıralar ciddi revaçta olduğumuzu söyleyebilirim.
    Tabii ki bu yeterli değil. Doğuş TV olarak daha kurumsal bir yayın politikası ve içerik sunma konusunda ciddi atılımlar yapmaya hazırlanıyoruz. Bunu da yakın zamanda izleyicilerimize duyuracağız.
    Bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Bu vesile ile Doğuş TV’yi kurulduğundan bu yana destekleyen ve takip eden herkese de sevgilerimi sunarım.


    YORUMLAR

    • 1 Yorum