• Reklam

Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Tarihi Konuşma!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara Bilkent Odeon Gösteri ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen CHP'nin 37. Olağan Kurultayı'nda konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Tarihi Konuşma!
25 Temmuz 2020 - 13:04

Kurultay konuşmasını yapan Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde;

İş insanlarımız, engellilerimiz, taşeron işçilerimiz, kuryelerimiz, güvenlik güçlerimiz, tüm sağlık çalışanları hepinize en içten selamlarımı iletiyorum. Bütün vatandaşlarımız kucaklıyor, hepinizin sorunlarını çözeceğimi açıkça ilan ediyorum.

"TÜRKİYE'NİN ÇIKIŞ YOLUNU ANLATACAĞIZ"

Bu kurultay, TBMM’nin açılışının 100. Yılında yapılan bir kurultaydır. Bu kurultay, bizi Türkiye’nin 100. yılına taşıyacak bir kurultaydır. Bu iktidar kurultayının 10 binlerin katılımıyla yapılasını çok istedim ama korona nedeniyle böyle yapmak zorunda kaldık.

Milyonların gözü ve kulağı bu kurultaydır. Sadece Türkiye değil, Orta Doğu, Afrika, Uzak Asya ve Amerika’nın gözü de bu kurultayda. Çünkü bu kurultayda Türkiye’nin çıkış yolunu anlatacağız.

"TÜRKİYE, CUMHURİYET TARİHİNİN EN AĞIR BUHRANINI YAŞIYOR"

Nasıl Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nda diğer mazlum ülkelere örnek olduysa bizim de aynı şekilde hareket etmemiz gerekiyor. Bu kurultay, alçak gönüllü bir uygarlığı inşa edeceğimiz bir kurultaydır. Bu kurultay, adaletsizliği, liyakatsizliği, kayırmacılığı ve umutsuzluğu nasıl yeneceğimizi açıklayacağımız kurultaydır.

Türkiye, cumhuriyet tarihinin en ağır buhranını yaşıyor. Bu buhran, yönetim buhranıdır. Hiçbir vatanseverin umutsuzluğa kapılma hakkı yoktur.

Bu kadar büyük bir buhran yaşıyorsak hiçbir vatanseverin umutsuzluğa düşmeye hakkı yoktur.

"İKİNCİ YÜZYILA ÇAĞRI BELGESİ HAZIRLADIK"

Adalet yürüyüşünü hiç kimse unutmasın. Adalet yürüyüşünün son gününde bu bir son değil, yeni bir başlangıç demiştik. O duvarı dostlarımızla birlikte ve milletimizin ferasetiyle parça parça yıkacağız. İkinci yüz yıla çağrı belgesi hazırladık.

Madem birinci yüz yılı bitirdik, ikinci yüz yıla hazırlanmak zorundayız. İkinci yüz yıla çağrı belgesi adlı çözüm önerilerimizi sunmadan önce ülkenin 5 temel sorunundan bahsedelim.

"EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞIMIZ TEHLİKE ALTINDA"

Yasama yürütme ve yargı bir kişinin vesayeti altındayız. Öyle bir noktadayız ki egemen güçler ne istiyorsa saray da onu yapıyor. Saray ne diyorsa yargı aynısını yapıyor.

Saray talimat veriyor, Osman Kavala içeride kalacak, yargı gereğini yapıyor. Cezaevlerinde onlarca gazeteci var. Buradan cezaevinde olup kalemini satmayan gazetecileri selamlıyorum.

Trump saraya talimat verdi, Rahip Brunson’ı serbest bırakın, Saray’ın talimatıyla yargı gereğini yapıyor. 20 Temmuz sivil darbe sürecinde Meclis’in yetkileri kısıtlandı. Böyle bir ortamda demokrasiden söz etmemiz mümkün değil. İkinci sorunumuz ekonomi. Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı tehlike altındadır.

"79 YILDA YAPILANLARI SATTILAR"

Türkiye savaş meydanlarında kuruldu, Lozan’da tapu senedi imzalandı. Diyun-u Mumiye vardı o zamanlarda. 79 yılda 57 hükümet kuruldu. 79 yıl içinde 714 milyar dolarlık bir kaynak kullanıldı. Bunlarla Sümerbank, Eti Bank, Telekom, demir çelik fabrikaları kuruldu.

Osmanlı’nın borcu son kuruşuna kadar ödendi. 1929 ekonomik buhranı içinde de onurlu durmasını bildiler. 2003-2020 arasında yani Ak Parti iktidarlarının harcadığı para ise 2 trilyon 400 milyar dolar para harcadı.

Keban Barajı’nı mı yaptılar, neler yaptılar? Bu rakamlara şehir hastaneleri ve havaalanları dahil değil. Bunların paralarını bizin torunlarımız ödeyecek. 79 yılda yapılanları sattılar. Parayı ne yaptıklarını kimse bilmiyor. Vatan toprağını sattılar, 250 bin dolara istediğiniz yerden daire alabiliyorsunuz.

18 yılda 2 trilyon 400 milyar lira harcanacak ama Meclis bu parayla ne yapıldığını bilmeyecek. Bu yoksulluk ne? Lale devrini yaşayanlarla sokaktaki vatandaşın derdi farklı. Borç batağındayız. 2 trilyon 400 milyar dolar harcıyorlar ama Türkiye borç batağında.

Nasıl Osmanlı’da Diyın-U Umumiye kuruldu, 2019’da Borçlar Genel Müdürlüğü kuruldu. Londra’daki bir avuç tefeciye 83 milyon vatandaşı çalışır hale getirdiler. Londra’daki bir avuç tefeciye bu akşama kadar 48 milyon 703 bin dolar para gidecek.

İşçi çalıştı, çiftçi çalıştı, tarlada, lokantada çalıştık, kimin için? Türkiye’yi bu hale getirenlerden hep beraber hesap sormak zorundayız.

"EMEVİ CAMİİ'NDE NAMAZ HAYALLERİ KURANLAR, MİLYONLARCA SURİYELİ'Yİ GETİRDİ"

Üçüncü büyük sorunumuz dış politika. Türkiye, bugün egemen güçlerin taleplerini yerine getiren bir devlet konumuna düştü. Ekonomi ve siyasetteki bağımsızlığını kaybetti.

Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman Süleyman Şah Türbesi’nde bayrağı terk edip toprağını kaybeden bir hükümet olmamıştı. Süleyman Şah Türbesi bu ülkenin namusudur. 

27 Şubat 2020’de Suriye’de 36 askerimiz şehit oldu. Şehitlerimizin kanı yerde kalıyor. Şehitlerimizin ve gazilerimizin hakkını biz savunuyoruz. Askerlerimizi şehit edenlerin sizlerden özür dilemesi beklenirken, siz koşa koşa Moskova’ya gideceksiniz.

Böyle bir dış politikanın onuru yoktur. 9 Ekim 2019’da Trump bir mektup gönderdi. Yapılan hakaretlere yanıt verilmedi. Emevi Camisinde namaz kılma hayalleri kuranlar Türkiye’ye 3,5 milyon Suriyeliyi getirdi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir başbakan ve devlet başkanı aldatıldım dememişti. Ama bir kişi 18 yıllık iktidarı boyunca aldatıldım demiştir.

Bu anlayış dış politikayı egemen güçlere devretme anlayışıdır.

"TÜRKİYE BİLGİ ÇAĞINDAN KOPARILDI"

Dördüncü olarak eğitim sorunumuz. 2 trilyon 400 milyar dolar para harcadılar. Ama 21. Yüzyılda hala birleşik sınıflar var. Hala yeterli derslik yok. Sürekli değişen eğitim politikaları ile Türkiye bilgi çağından koparıldı.

Suudi Arabistan, Malezya ve İran’daki üniversiteler Türkiye’deki üniversitelerden daha çok bilgi üretiyor. Eğitim politikalarını sürekli değiştirerek kendi çocuklarını denek olarak kullanan dünyadaki tek iktidar bunlar.

Beşinci sorunumuz toplumsal barış. Etnik, kimlik, ve dini kimlik üzerinden siyaset yapmak ülkede toplumsal barışın altına dinamit koydu. Bizim sorgulayacağımız şey vatandaşın karnı aç mı tok mu? Siyasi iktidar tüm sorunlarda Türkiye’yi kamplaştırmaktadır.

"ÖNÜMÜZDEKİ İLK SEÇİMDE DOSTLARIMIZLA BİRLİKTE İKTİDAR OLACAĞIZ"

Sorunları tespit ettik. Asıl soru şu bu sorunları kimlerle nasıl çözeceğiz. Bu sorunları yol arkadaşlarımızla, dostlarımızla yani Millet İttifakı’nı oluşturan dostlarımızla, gençlerimizle, hakları elinden alınan ama pes etmeyen kadınlarla, kalemini satmayan gazetecilerle birlikte çözeceğiz.

Bu sorunları, işsizlerle, esnafla, bu ülkenin kalkınması için çalışan iş insanlarıyla, emekçilerle, özet olarak halkımızla çözeceğiz. Önümüzdeki ilk seçimde dostlarımızla birlikte iktidar olacağız.

Firavunların iktidarını yıkıp halkın iktidarını kuracağız. Herkese saygı duyarak hiçbir zaman kibirle bakmayacağız. Bize oy versin vermesin sorununu çözmek bizim boynumuzun borcudur.

Ahlaklı bir siyaset anlayışı, vatandaşını kucaklayan bir siyaset anlayışını Türkiye Cumhuriyeti’nin topraklarına indireceğiz. Nasıl çözeceğiz? Akılla, bilimle adalet duygusuyla çözeceğiz. Nasıl çözeceğiz? Akılla, bilimle adalet duygusuyla çözeceğiz.

"YENİ BİR ANAYASA İLE GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEME GEÇECEĞİZ"

İkinci yüzyılda hedeflerimiz ne olacak? Yoksulluğu işsizliği nasıl çözebiliriz? Bunun için ikinci yüz yıla çağrı belgesini hazırladık. Birinci hedefimiz yeni bir anayasa ile güçlendirilmiş demokratik parlamenter sisteme geçeceğiz. Güçlü demokratik parlamenter sistem için öncelikle geniş bir toplumsal mutabakatla vesayetin gölgesinden uzak bir anayasa getireceğiz.

Patili ve yanlı cumhurbaşkanlığı uygulamasına son vereceğiz. Kandırılmayacak, aldatılmayacak, bu toprakların hür evladı olacak. Kuvveler ayrılığı esas alınacak. Yüksek yargı ve mahkemeler üzerinde siyasetin doğrudan ve dolaylı vesayetine son verilecek.

Yasa teklifleri meclis ve komisyonlarda görüşülürken sivil toplumdan görüş alınacak. Kanun yapılırken uzmanların görüşleri alınacak. Akıl akıldan üstündür. Bir dinle bakalım hangi sorunu yaşıyor. Düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü koşulsuz olarak sağlanacak. Medya özgürlüğü evrensel ölçülerde güven altına alınacak.

"SEÇİM BARAJI KALDIRILACAK"

Bir kişinin baskısıyla devlet yönetilmez. Bütün kesimlerin bu devletin hukukunda hakkı vardır. Türkiye’nin toplumsal barışı ve huzuru sağlanacak Başta Kürt sorunu olmak üzere bütün sorunlar Meclis temel alınarak toplumsal barışla çözülecek.

Kadına şiddetin önlenmesi öncelikli devlet politikası haline getirilecek. Toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi için tüm terör örgütleriyle ve yeraltı dünyasıyla mücadele ödün vermeden devam edecek. Devlet Yönetiminde ve toplumsal düzende liyakat esas alınacak.

Devlet hizmetlerinin partizanca ve çıkar gözetilerek yapılmasının önüne geçilecek. Bu anlayışla yola çıktığımızda güreşçiden banka yönetim kurulu üyesi olmayacak, rüşvetçiden büyükelçi, akademik hırsızdan rektör olmayacak.

"HALKIN İKTİDARINDA BİR HASTANE KAÇA YAPILIYORSA VATANDAŞ BİLECEK"

Seçim yasası değişecek. Milletin yasası milletin oyuyla seçilecek. Baraj kaldırılacak. Milletvekilini genel başkan değil, milletin kendisi seçecek. Seçim yasası değişikliği ile cinsiyet kotası getirilip kadınların iradesi yasanın koruması altında olacaktır.

Siyasi ahlak yasası ile vatandaş ve siyasetçi arasındaki ilişki belirlenecek. Yolsuzluk yapandan milletvekili mi olur. Kendisi Hac’dayken sahte pusula gönderenden milletvekili mi olur.

Kamuda israf ve kayırmacılığın önüne geçmek için kamu ihale kanunu yeniden düzenlenecek. Devlette itibar israfı ödeneğin ölçüde artar. Har vurup harman savurma anlayışıyla devlet yönetilmez. Kul hakkı yemek en büyük günahsa vatandaşın süt alırken verdiği verginin hesabını bir siyasetçi veremiyorsa kul hakkı yiyor demektir. Halkın iktidarında bir hastane kaça yapılıyorsa vatandaş bilecek.

"TANK PALET FABRİKASI BİR KURUŞ ÖDEMEDEN PEŞKEŞ ÇEKİLDİ"

Kamu özel işbirliği ile vatandaşların hakkını sömüren bütün yatırımları devletleştireceğiz. Tank Palet Fabrikası bir kuruş ödemeden peşkeş çekildi. Kata ordusuna peşkeş çekildi. İşçilerimiz, subaylarımız Katar ordusuna çalışıyorlar. Fabrika bizim, çalışan işçi bizim parayı Katarlılar alıyor. Bu olayı her vatandaşın sorgulaması lazım. Sayıştay eski fonksiyona kavuşacak. Ulusal Vergi Konseyi’ni getireceğiz. Her kuruşun hesabını vereceğiz.

"VATANDAŞA ASGARİ GEÇİM DESTEĞİ SAĞLANACAK"

Güçlü bir strateji planlama teşkilatı kurulacak. Üretim ve hakça bölüşme stratejik planlamanın ana ölçütü olacak.

Vatandaşın karnını yerli üretimle doyuracağız.

Eğitim sistemi tüm bileşenlerin ortak çabasıyla yeniden yapılanacak. Eğitim politikalarının tek hedefi, fikri hür vicdanı hür nesiller yetiştirmektir. Üniversitelerde her düşünce hür olacak, YÖK kaldırılacak. Tüm organize sanayi bölgelerinde teknik liseler olacak.

Vatandaşlarımıza asgari geçim desteği sağlanacaktır. Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Vatandaş, devlet yardımlarını lütuf değil hak olarak görecek. Aile destekleri sigortasını getireceğiz.

Onların 18 yılda yapamadığını biz bir yılda yapacağız. Yeni bir merkez-yerel dengesi oluşturacağız. Hizmetin vatandaşa daha etkili bir şekilde gitmesini sağlayacağız. Kayyum uygulamasına son vereceğiz. Bütün engellemelere rağmen en küçük beldeden en büyük şehir belediye başkanlarımız pandemi döneminde çalıştılar hepsine teşekkür ediyoruz. Hepsi engelleri aştılar. Kimin ihtiyacı varsa siyasi kimlik ve inançlarını sormadılar.

Bölge merkezli dış politika yaklaşımından yola çıkarak Irak, İran ve Suriye’nin olacağı Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı’nı kuracağız. Orta Doğu’ya barış ve huzuru getireceğiz. Ortadoğu’da egemen güçlerin değil kendi iradeleriyle yaşamalarının önünü açacağız.

Hangi sorun varsa hepsinin çözümü var. Ayrıştırma, öfke, kin yok. Cumhuriyetimizi Mustafa Kemal ve arkadaşları Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ilkesiyle kurdu.

Aşağıda imzası olan bizler yukarıda açıklanan ilkeleri uygulayacağımıza söz veriyoruz. (İkinci yüz yıla çağrı bildirgesi oy birliği ile kabul edildi.)

Gün, Türkiye’yi ekonomik, siyasal ve toplumsal buhrandan çıkarma günüdür. Hep birlikte tarihsel bir sorumluluğu üstlendik. Türkiye’nin refahı ve huzuru için üstlendik. Çocuklarımıza yaşanabilir bir Türkiye bırakmak için üstlendik.

YORUMLAR

  • 0 Yorum